“Bunu Okuyana Kadar Yalnız Olduğumu Sanıyordum.” 

Tüp Bebek’in Kimsenin Size Anlatmadığı Tarafı 

Tüp bebek tedavisini hiç yaşamamış biriyseniz, muhtemelen onu oldukça basit bir süreç gibi hayal edersiniz. 

Birkaç randevu… 

Birkaç iğne… 

Embriyo transferi… 

Ve ardından pozitif bir gebelik testi. 

Kolay gibi geliyor, değil mi? 

Aslında pek de öyle değil. 

Bizler, tüp bebek alanında çalışan hekimler olarak her gün işin bilimsel tarafını anlatıyoruz. Hormonlardan, yumurta gelişiminden, embriyo kalitesinden, laboratuvar süreçlerinden ve tedavi planlarından bahsediyoruz. 

Ama Tüp bebek’in bir de hiçbir kitapta tam olarak anlatılmayan tarafı var. 

İnsani tarafı. 

Hastalarımızın bekleme salonlarında birbirlerine fısıldadığı o taraf. 

Ve bir yazıyı okuduktan sonra insanların içinden şu cümleyi geçirmesine neden olan taraf: 

“Demek ki bunu yaşayan tek kişi ben değilmişim…” 

‘’Kimse bana Tüp bebek’in tam zamanlı bir işe dönüşeceğini söylememişti.’’ 

Bir anda adet döngünüzün hangi gününde olduğunuzu ezbere bilmeye başlarsınız. 

Hayatınızı sabah kan tahlillerine göre planlarsınız. 

Telefonunuz alarm doludur: 

● Saat 19.00: İğne zamanı 

● İlacını almayı unutma 

● Kontrol randevusu 

● “Bir dakika… Bu tableti içmiş miydim?” 

Bir süre sonra kendi tedavi takviminizin yöneticisi olursunuz. 

Kimse bana beklemenin bu kadar zor olacağını söylememişti. 

Foliküllerin büyümesini beklersiniz. 

Yumurta toplama gününü beklersiniz. 

Döllenme haberini beklersiniz. 

Kaç embriyo geliştiğini öğrenmeyi beklersiniz. 

Transfer gününü beklersiniz. 

Transferden sonra o meşhur iki haftanın geçmesini beklersiniz. 

Ve bazen hayatınızı değiştirecek tek bir telefonun çalmasını… 

Tüp bebek, insana hiç istemeden sabrı öğretir. 

Kimse bana mizahın bir savunma mekanizmasına dönüşeceğini söylememişti. 

Hastalar, iğne kutularını designer çantalarında taşıdıklarıyla ilgili şakalar yapar. 

Eşler bir anda yarı zamanlı eczacıya dönüşür. 

Arkadaşlarınız daha önce hiç duymadıkları kelimeleri ezbere bilirler: 

“Blastosist.” 

“Beta hCG.” 

“AMH.” 

İlk kez kendi kendine iğne yapabilen biri bunu küçük bir zafer gibi kutlar. 

Bazen kahkaha, tam da gözyaşlarının beklendiği yerde ortaya çıkar. 

Ve aslında ikisinin de bu hikâyede yeri vardır. 

Kimse bana insanların bu kadar cesur olabileceğini söylememişti. 

Film sahnelerindeki gösterişli cesaretten bahsetmiyorum. 

Gerçek cesaretten bahsediyorum. 

Hayal kırıklığından sonra yeniden gelmekten… 

Korkmasına rağmen tekrar denemekten… 

Kalbi kırılmasın diye kendini korumaya çalışırken yine de umut etmeyi seçmekten… 

“Bu kez olmadı.” cümlesini duyduktan sonra bile vazgeçmemekten… 

Belki manşetlere çıkmıyor ama biz bu cesareti her gün görüyoruz. 

Kimse bana insanların ağladıkları için özür dileyeceğini söylememişti. 

“Çok özür dilerim, normalde böyle biri değilim.” 

Bu cümleyi düşündüğünüzden çok daha sık duyuyoruz. 

Oysa gözyaşları bir zayıflık değildir. 

Bir şeyin sizin için ne kadar değerli olduğunun kanıtıdır. 

Anne ya da baba olma hayali; 

sevgiyi, 

özlemi, 

korkuyu, 

umudu, 

ve bazen de hayal kırıklığını aynı anda taşır. 

Bunda utanılacak hiçbir şey yoktur. 

Ve kimse bana Tüp bebek’in insanlar arasında böylesine güçlü bağlar kuracağını söylememişti. 

Birbirini hiç tanımayan insanlar birbirini anında anlayabilir. 

Belki siz de kötü bir telefon görüşmesinden sonra lavaboya gidip sessizce ağladınız. 

Belki embriyo fotoğrafınıza defalarca baktınız. 

Belki aynı anda hem çok umutlu hem de çok korkmuş hissettiniz. 

Eğer öyleyse… 

Bilmenizi isteriz ki; 

yalnız değilsiniz. 

Biz hekimler olarak Tüp bebek’in bilimsel mucizesine her gün tanıklık ediyoruz. 

Ama hafızamızda kalan şey çoğu zaman protokoller değil. 

O protokollerin arkasındaki insanlar oluyor. 

Sessiz güçleri… 

Beklenmedik mizahları… 

Dayanıklılıkları… 

Ve sevgileri… 

Çünkü tüp bebek sadece embriyo oluşturmakla ilgili değildir. 

Tüp bebek, belirsizliğin içinde umudu taşımayı öğrenmektir. 

Ve eğer siz de bu satırları kendi yolculuğunuzun tam ortasında okuyorsanız, size söylemek istediğimiz en önemli şey şu: 

Bu süreci zor bulduğunuz için güçsüz değilsiniz. 

Duygularınızı yoğun yaşadığınız için abartıyor değilsiniz. 

Ve her şeyden önemlisi, yalnız değilsiniz. 

Çünkü şu anda, bu yazıyı okuyan başka biri de muhtemelen aynı şeyi düşünüyor: 

“Bunu okuyana kadar yalnız olduğumu sanıyordum.” ❤️

DR.TÜLAY ÇAĞLAR, OBGYN 

Tedavilerimiz hakkında daha fazla bilgi almak için lütfen bizimle iletişime geçmekten çekinmeyin. bilgi ve randevu için ☎️ +90 537 615 36 10

************************************************************************
Op. Dr. Tülay Çağlar – Tüp Bebek Tedavisi

Vali Konağı Caddesi.129 Milas Apartmanı Kat 5 Daire 13, 34363 Şişli/İstanbul

https://www.tulaycaglar.com/
+90 537 615 36 10
info@tulaycaglar.com

Leave a Reply